Casus belli battle of annihilation

Contents:
  • Is the Iran Oil Bourse the casus belli?
  • Sonuçlarda Ara
  • Gizem ve Gizemcilik
  • Casus belli battle of annihilation
  • VİDEOLAR/CKM/ETİK VE KÜRESELLEŞME
  • In a sense, since August the dollar is no longer backed by gold. In order for the Euro to begin to challenge the reserve role of the US dollar a virtual revolution in policy would have to take place in Euroland. First the European Central Bank, the institutionalized, undemocratic institution created by the Maastricht Treaty in order to maintain the power of creditor banks in collecting their debts, would have to surrender power to elected legislators.

    It would then have to turn on the Euro printing presses and print Euros like there was no tomorrow. That is because the current size of the publicly-traded Euroland government bond market is still tiny in comparison with the huge US Treasury market. US policy was one of crisis management coupled with skilful and coordinated projection of US military power.

    It was a political, not an investment decision. Europe appeared to be emerging as a unified, independent policy voice of what Chirac then called a multi-polar world. Those multi-polar illusions vanished with the unpublicized decision of the ECB and national central banks not to pool their gold reserves as backing for the new Euro. That decision not to use gold as backing came amid a heated controversy over Nazi gold and alleged wartime abuses by Germany, Switzerland, France and other European countries.

    Since the shocks of September 11, and the ensuing declaration of a US global War on Terror, including a unilateral decision to ignore the United Nations and the community of nations and go to war against a defenceless Iraq, few countries have even dared to challenge the dollar hegemony. The combined defense spending of all nations of the EU today pales by comparison to the total of current US budgeted and unbudgeted defense spending. So today, at least for the present, there are no signs of Japanese, EU or other dollar holders engaging in dollar asset liquidation. Even China, unhappy as she is with Washington bully politics, seems reluctant to rouse the American dragon to fury.

    The idea of creating a new trading platform in Iran to trade oil and to create a new oil benchmark crude apparently originated with the former Director of the London International Petroleum Exchange, Chris Cook. In a January 21 article in the Asia Times , Cook explained the background. Ahmet Refik Altınay 2. Hakan Cem Işıklar 2. Minel Fadik Özer 2. Ann Donegan Johnson 1.

    Bellini için 1, sonuç bulundu.


    1. android telefonu izleme!
    2. energy :: Is the Iran Oil Bourse the casus belli? : William Engdahl!
    3. casus facebook indir;
    4. Ck2 quick casus belli.
    5. samsung telpa cihaz takip;
    6. iphone yazılım güncelleme kaldırma.

    İlgili Aramalar bella gloria bell motosiklet kaskı bella mondini el çantası bella mondini bayan çanta bella mondini omuz çantası bella mondini çanta bella mondini kadın çanta bella b. Artık konumunuzu seçerek size özel avantajlardan yararlanabilirsiniz Konuma Özel İndirim: Tunceli Belediyesi Gençlik Kültür Merkezi'nde dün yapılan  Alevi Çalıştayı'nda tartışma yaratacak konular üzerinde fikir alışverişinde bulunuldu. Alevi dedeleri, Aleviliğin 4 semavi din dışında farklı bir inanç olduğu savundu.

    Çalıştayda 'Alevilikte ikrar' ve 'Alevilikte kadın' maddeleri basına açık tartışılırken, diğer gündem maddeleri basına kapalı konuşuldu. Alevilik konusunda yaptığı araştırmalar ile tanınan Hasan Klavuz, özellikle yıllardır bazı kesimlerin bilinçli bir şekilde Aleviliğin İslam'ın içinde bir inanç olduğu vurgusunu yaptığını, ancak Aleviliğin dünyanın başlangıcıyla birlikte var olduğunu ve İslam dışında yer alan bir inanç olduğunu söyledi.

    Günümüzdeki birçok Alevi dedesi ve Alevi önderi, Alevi gelenekleri olan, Alevi erkanı, müsayiplik geleneği, kirveliği, yaşamını, geçmişini anlatacağına, ama bakıyoruz ki çıkıp sadece Aleviliğin İslam'ın içinde yer alan bir inanç olduğunu anlatıyorlar. Dört semavi dinin içindeki birtakım olgular, bizim inancımızın içine girmiştir.

    İslam dininde, Hak, Muhammet, Ali üçlemesi ve 12 İmam kültürü gerçeği bizim inancımızın içine girmiştir. İnancımıza giren bugün, hala zikrettiğimiz Hak, Muhammed, Ali üçlemesi ile 12 imam kültürü; insan özüdür. Şu gerçek var ki İslam dininde Hak Muhammed Ali deyimi yoktur. Bu sadece Anadolu Aleviliğinde ve Kızılbaş geleneğinde vardır. Musa'dan daha önce olduğunu ileri süren Hasan Klavuz,  "Bu inanç yani Alevilik, Hz Muhammed'den öncedir, bu inancın mayasını atanlar Hz. Adem'i yaratan bir inançtır"  dedi. Sünnilikte 5 vakit namaz, bir de bir ay oruç var.

    Bizim inancımızda tanrı gökte değil, tanrı insandadır. Alevi inancında kadın kutsaldır, kadını boşamak en zor olandır.

    Is the Iran Oil Bourse the casus belli?

    Dört kadını erkeğe hak görüyorlar"  dedi. Gizem sıradan düşüncenin diyalektiğe yaklaşma yoludur. Anlak diyalektiği saçma bulur ve reddeder. Gizemcilik monizmin yarattığı saçmalıklara karşı getirilen daha da saçma bir çözümdür. Çünkü bilmediğinin varolduğunu ileri sürmek aptallık dediğimiz şeyin en aptal örneğidir. Aptallık kavramları düşünmeden kullanmaktır. Gizem yalnızca gizli ya da kapalı olanı anlatmaz. Ama bu modern tanım saçmadır, çünkü anlaması güç olan anlaması olanaksız olan değildir ve güçlük giderilebilir. Gizem anlaşılamayan ya da bilinemeyen ile ilgili olmalıdır.

    Bu nedenle insanın gizemli olana düşünmenin, bilmenin kendisinden "başka" aygıtlar kullanarak erişmeye çabalaması gerektiği kabul edilir. Ve bu aygıtlar arasında esrime, kendinden geçme vb. Gizemcilik buna göre en sonunda "gizem" μῠστῐκός çevresinde oluşturulan bir aptallıklar kültürüdür. Bu temel ya da gizli "gerçekliklere" erişmek onları düşünmek, kavramsallaştırmak ve bilmek demek olacaktır, ki bu yol baştan reddedilir, yoksa gizem bir gizem olmaya son verecektir.

    Gizem insan için sonsuza dek erişilemez, gizli ve bilinemez kalmalıdır. İnsanın bilinmeyen bir şeye inanması saçmadır. Enteresan olan şey, aslında tuhaf olan şey "bilinemez" olduğu kabul edilen şeyin yükseltilmesi, yüceltilmesi ve sonunda birincil kılınması, giderek bilinemezliğin Tanrının kendisinin bile bir yüklemi yapılmasıdır. Gizemcilik bilinçli bir irrasyonalizmdir. Bilinemez olan şey insan düşüncesi için yoktur çünkü düşünülemez ve düşüncenin hiçbir kategorisi ona yüklenemez.

    Bilinemez olan tüm kategorilerin ötesinde ve dışında yatan bir kendinde şeydir. Kant'ın gizemcilerden ayrımı bilenemez hakkında konuşmaması, düşünmemesi, onu duyumsamamasıdır. Gizemci tam tersini yapar ve çenesini tutamaz. Böyle bilinemeyen "nesne" karşısında insanın onun var olduğunu söylemesi anlamsızdır.

    İnancın nesnesi her durumda var olan belirli bir nesnedir ve kavramsaldır, üstelik bu nesne imgesel ya da düşlemsel olsa bile. Ve salt duygu nesnesi olduğu söylenen şey bile, eğer gerçekten var ise, bir kategori ile, bir kavram ile, bir belirlenim ile anlatılmalıdır. Ancak tam gelişmiş insan başka tam gelişmiş insanlarda "kendini" bulabilir, çünkü "kendini" bilmek kendini tikelliği içinde değil, idealliği içinde, gerçekliği içinde bilmektir.

    Ancak tam gelişmiş insan gerçek özgürlüğü yaşayabilir ve başkasında gerçek "kendi"sini bulabilir. Hıristiyanlık oluş sürecindedir, çünkü ait olduğu kültürün kendisi oluş sürecindedir. Din Tarih ile ilişki içindedir ve bir "dinler tarihi" olgusu dinin ereksel bir süreç olduğunu imler. Tarih kavramı saltık olarak erekseldir. Ancak din kavramına uygun olan din oluş sürecindedir, çünkü oluş değişim demektir ve ancak duyunç özgürlüğünü tanımak zorunda kalan pozitif din insanlığın tinsel gelişimi önünde bir engel olmaya son verir. Din kültürün bir bileşeni olarak kültürün tüm başka bileşenleri ile uyum içinde olmak zorundadır.

    Bu düzeye dek, din geri kalan kültürel bileşenleri belirler ve kendisi onlar tarafından belirlenir. Ancak din kavramına uygun din dünya tarihi kavramı ile bağdaşabilir, çünkü din kavramına uygun din insan özgürlüğü ile bağdaşır, insanı kendi usu dışında tüm yetkeden bağışlar. İnsan duyunç ve istenç özgürlüğünü en iç doğası olarak taşır ve onu dışarıdan alması söz konusu değildir.

    Tarihin biricik gereksinimi istençtir. Din kavramına uygun din insanı gerçek değeri içinde, sonsuz değeri içinde, ya da özgürlüğü içinde kapsar. İnsanın sonsuz değeri karşısında kültürel belirlenimler yalnızca ikincil öneme indirgenmekle kalmazlar, ama göreli değerlerinden ötürü bütünüyle yadsınırlar, insanın usu, duygusu ve duyarlığı bu değersizliklere dönmekten bütünüyle uzaklaşır.

    Paul Yahudi bir Roma yurttaşı idi. Yaklaşık olarak 67 yılında Roma'da öldü. Başlangıçta İsa'nın Kudüs bölgesindeki ilk izleyicilerine zulüm yapan Paul Şam'a giderken yolda kendisine "yeniden-dirilmiş İsa'nın görünmesi" üzerine Hıristiyanlığa döndü. Hıristiyanlığın şekillenmesinde, Yahudilikten ayrılmasında ve evrensel bir din karakteri kazanmasında aşağı yukarı birincil rolde olan Paul çağın kültürünün bir insanı olarak doğallıkla inançlar, boşinançlar ve düşlemler ile yüklü idi.

    Her zaman İsa'nın kendi yaşamı sırasında, aslında önümüzdeki hafta yeniden geleceğine, Tanrının krallığının kurulacağına ve hemen bütün bir dünyada yeni bir düzenin, gerçek türenin egemen olacağına inandı.

    Casus Belli: Battle Of Annihilation Gameplay PC ( 1080p 60fps )

    Efes'te tansıklar yaptığı, İsa gibi onun da insanları iyileştirdiği ve cinleri kovduğu anlatılır. Paul'ün dinsel ve dünyasal düşünceleri arasında insanlığın tarihsel yazgısını ilgilendiren özsel kavramlar da vardı. Bütün bir dünya tarihinin gereksindiği başlıca kavram olan evrensel insan eşitliği kavramı Paul'ün sarıldığı en önemli kavramlardan biri idi. Başlangıçta Gentillerin Tanrı ile bağıtın dışında olduğunu kabul etmesine karşın, sonra Yahudilerin ve Gentillerin evrensel insanlık olarak Tanrıda ve İsa'da birleştiğine inanmaya başladı.

    Mesih yeryüzünden kötülüğü kaldıracak ve yeni bir dürüstlük düzeni kuracaktı. Aslında süreç daha şimdiden başlamıştı ve İsa'nın geri dönüşü ile tamamlanacak, yeryüzünde Roma İmparatorluğunun yeri Tanrının Krallığı tarafından alınacaktı. Paul Anadolu'da, Yunanistan'da ve İtalya'da uğradığı yerlerde kiliseler kurdu. Zamanla genellikle ona düşmanlık gösteren Yahudilerden uzaklaşarak başlıca Gentillere dönmeye başladı.

    Yahudilik dört bin yıl önceki mitolojik normları içinde olduğu gibi değişmeksizin varolmayı sürdürdü. Yeni Ahit'teki yirmi yedi kitaptan on üçü Paul'e aittir. Paul insanın esenliğinin Eski Ahit'teki yasalara uyarak iyi işler yapmaya değil, yalnızca inanca bağlı olduğunu ileri süren ilk Hıristiyan oldu. Daha sonra Augustine bu görüşü geliştirdi ve Reformasyon sırasında Martin Luther sola fide olarak aynı görüşü yineledi.

    Hıristiyanlık Tanrının Oğlu tasarımını kabul ederken Tanrının Kızı tasarımını kabul etmez. Kadınların ikinci olarak yaratıldıkları ve birinci olarak günah işledikleri ve sessiz kalmaları gerektiği görüşü St. Paul'e yüklenen geleneksel görüşlerdir. Erken Hıristiyanlıkta ve İsa'nın yaşamı sırasında kadınların etkinliğinin vazgeçilmez olmasına karşın, kadın ve erkek arasında tam eşitlik görüşü kabul edilmedi. Paul "Women should remain silent in the churches. They are not allowed to speak, but must be in submission, as the law says. Dinsel bilinç sonsuzluğa yönelir, ama sonlu tasarımlar ortasında düşünür.

    Tanrı ile Bir görülen evrensel insanlık Kutsal Tin tüm doğal ve kültürel ayrımların üzerine yükseltilir. Yahudiliğin yeni oluşmakta olan evrensel dine dönüşmesi Yahudilik olarak ortadan kalkması demek olacaktı. Ama aşağı yukarı tüm mitolojik dinlerin tarihten silinmesine karşın, Yahudilik ortadan kalkmadı ve kendini evrensel insanlıktan ayırmada direterek sürdü.

    You are not your own. Despotizmde karar tekerke aittir, ve onun kişiliğine bağlı olarak ait olduğu kültür açısından az çok doğru ya da yanlış, haklı ya da haksız olabilir. İmparatorluklarda sık sık yetkinliksiz ve giderek dengesiz kişilikler de politik gücü sınırsızca ellerinde tutar ve uygularlar.

    İstençsiz halklar kendilerini "yönetmekte" olan böyle tiransal kişiliklere karşı bütünüyle etkisiz ve çaresiz idiler. Ön-modern tarihte halklar, yığınlar, kitleler açısından hiçbir çıkar yol yoktur ve giderek başkaldırıları ve isyanları bile salt dayanılmaz koşullara tepki olmaktan öteye gidemez. Demokrasi bir süreçtir ve önemli olan doğmuş olmasıdır.

    Toplumsal değişim ereksel gelişimdir ve aşamalıdır. Nüfusun yalnızca küçük bir kesiminin özgür olduğu ve politik kararlara katıldığı Yunan kent-devletlerinin ve Roma Cumhuriyetinin az çok demokratik oldukları kabul edilir.

    Sonuçlarda Ara

    Modern demokrasilerde karar yurttaş toplumuna aittir ve karar görüşmeler, tartışmalar, incelemeler vb. Bu kararlar da doğru ya da yanlış, haklı ya da haksız olabilir, ama bireysel bir tiranın keyfine bağlı değildir. Helenik dünyada yaklaşık 1. Büyük çoğunluğun nüfusları 5. Demokrasinin başlıca niteliği değişime, gelişime, daha iyi demokrasi olmaya izin vermesidir, ya da demokrasi bir gelişim rejimidir.

    Gelişme olgusunun kendisi doğrudan doğruya gelişmemişliğin, geriliğin doğrulanmasıdır ve özgür istenç ortaya çıkar çıkmaz hemen bütünüyle kendinin bilincindeki istenç değildir.

    Gizem ve Gizemcilik

    Demokrasinin erdemi daha iyi demokrasi olmaya istekli olmasıdır. Demokraside yönetilecek hiçbirşey yoktur, çünkü orada herşey kendini yönetir. Daha doğrusu, demokraside insanlar değil, şeyler yönetilir. Ya da, demokrasi kendini yönetebilen ve despotlara gereksinimleri olmayan özgür insanların rejimidir. Yönetilmek insanı bir şey düzeyine indirger, değersizleştirir ve onursuzlaştırır.

    Reformasyonun güvenle ve hiç duraksamaksızın gerçek inanç nesnesi olarak önerdiği "kutsal" yazılar tümü de daha o zaman bile düşünen herkesin anladığı gibi "insanların," ve sık sık bilgisiz oldukları gibi acımasız ve ahlaksız da olan yazarların yazıları idi. Başlıca Sümer, Mezopotamya, Mısır mitolojilerinin bir uyarlaması ve bozulması olarak yazılan Eski Ahit sık sık cinayetler, kitle kıyımları, sapıklıklar ve aptalca bir nefret tonu ile yüklüdür. Bu mitler "kutsal" denebilecek hiçbir içerik kapsamaz.

    Yalnızca yabanıldırlar ve Mezopotamya kültürleri ile hiçbir karşılaştırmayı hak etmezler. Etik olarak bütünüyle eğitimsiz ve moral olarak bütünüyle duyunçsuz bir kültürün kollektif imgeleminin yaratılarıdır. Bugün aynı etik-dışı ve ahlak-dışı bilinç yapısı çağdaş bilincin çok geniş bir kesimi tarafından, bu kültürün politik önderleri tarafından, dinsel ve akademik kurumları tarafından paylaşılmaktadır. Tanrınız Efendinin size buyurduğu gibi onları — Hititleri, Amoritleri, Kananitleri, Perizzitleri, Hivitleri ve Jebusitleri — tam olarak yok edin.

    Yahweh İsrail oğullarına kendisini tanrı olarak tanımaları karşılığında toprak vaadetti. Ama bu topraklarda daha şimdiden kentler ve kasabalar ve köyler vardı.

    Casus belli battle of annihilation

    İsrailliler, Aski Ahit'in anlattığı mite göre, tüm nüfusu kılıçtan geçirdiler. Yahweh bir kabile ile pazarlık eden enteresan bir "tanrı"dır. İsrail oğullarına başkalarının toprağını verecek ve karşılık olarak ele geçirilecek kentlerdeki tüm nüfus kesilerek ona adak olarak sunulacak ve bir bonus olarak insanların altın, gümüş, demir ve bronzları da kendisine bırakılacaktır. Bu mitin sapıklığın düzeyi onu okuyanların moral yargılarını bloke eder. Musa'nın ölümünden sonra Tanrı Jahweh Joshua'yı İsrail halkının önderi olarak seçer. Mısır'dan çıktıktan sonraki adım İsrail halkının Tanrının kılavuzluğu altında Kenan ülkesini Filistin fethetmesidir.


    • google chrome geçmiş görüntüleme.
    • mSpy nedir?.
    • Kategoriler.
    • Etik ve Küreselleşme / 2017.10.12 CKM.
    • samsung s6 telefon takip.
    • Tanrı Joshua'ya şunları söyler: Your browser does not support the video tag. Jericho Kitle Kıyımı Jericho Yahweh'in en ünlü kitle cinayetlerinden biridir. İnananlar buna bayılıyor görünürler. Hakkında şarkılar söyler ve çocuklarına onu anlatırlar. Her motifinde bir duyunçsuzluk başyapıtı olan "Joshua'nın Kitabı" Eski Ahit'in altıncı kitabıdır. Yahweh Joshua'ya Jericho kentini ve daha başkalarını ona verdiğini bildirir. İlk olarak Joshua'dan adamları altı gün boyunca her gün kent çevresinde yedi kez yürüyüş yapacaklar ve bu yapılırken arkın sandık önünde yürüyen yedi rahip koç boynuzlarından yapılmış yedi borazanı çalacaktır.

      Yedinci gün yedi rahip yedi borazanı çalarak kent çevresinde yedi kez yürüyüş yapacaktır. Sonunda uzun bir güçlü üfleme yapacaklar, herkes haykıracak, ve duvarlar devrilecektir. Borazanlar çalar, insanlar haykırır ve duvarlar devrilir. Sonra Joshua askerlere Tanrıya bir sunu olarak kentteki herkesi öldürmelerini söyler. Ve tüm gümüş, altın, bronz ve demir de sunular olarak yalnızca Tanrıya bırakılacaktır.

      Bu metin herhangi bir eleştiriye, herhangi bir ateşli ateistin çözümlemesine gereksinmez. Belki de gözden kaçırılmaması gereken biricik nokta inananların ve onların Katolik ve Protestan rahiplerinin bütün bu yabanıllığı tanrısal türe olarak ve böyle metinleri "Kutsal Yazılar" olarak görmeyi sürdürmeleridir. Bu olgu yaygın ve derin bir moral duyarsızlığı ele verir. Eski Ahit yazarlarının imgelemlerinde yer alan bu tür sadistik ve sapık olaylara edimsel tarihin kendisi bile izin vermez.

      Jericho Savaşının yer aldığını gösteren herhangi bir arkeolojik kanıt ya da Eski Ahit metninden başka herhangi bir belge yoktur. Çocukları moral olarak geliştirmek ve onlara yüksek karakter kazandırmak için yapılmış bir çizgi film. I will not fail thee, nor forsake thee. Be strong and of a good courage; be not afraid, neither be thou dismayed: And they went, and came into an harlot's house, named Rahab, and lodged there. And it shall be, when the LORD hath given us the land, that we will deal kindly and truly with thee.

      And she sent them away, and they departed: And they took up the ark of the covenant, and went before the people. Thus shalt thou do six days. Reformasyon çoğunlukla "simgesel" değer taşıyan yazıları yorumlama hakkını Roma Katolik Kilisesinin tekelinden aldı ve herkesin kendi duyuncuna bıraktı. İnsanın özgür duyuncu, henüz tarihsel olarak bütünüyle ham olmasına, giderek barbarca olmasına karşın, saltık yargıç rolünü oynamaya başladı. Bugün de başlıca Eski Ahit'te kapsanan en usdışı ve etik-dışı temalar yine eşit ölçüde usdışı yorumlar tarafından elde geçirilir ve aşağı yukarı oldukları gibi doğrulanır.

      Bütün bu 'kutsal yazılar" kütlesinin arasından gerçekliğin evrenselliği, insanın ve insanlığın sonsuz değeri kavramlarının ayıklanıp çıkarılması tarihin bir tansığı değil, Platonizmin bu kavramları oraya yerleştirmiş olmasının sonucudur. Üçlülük kavramı insanları bilinçlerinin arkasından işleyerek onları özgür, eşit ve değerli kılar. İznik Konseyinin kararı ve Reformasyon Hıristiyanlığın din kavramına uygun bir din olma yoluna girmesinde dönüm noktalarıdır.

      Martin Luther 95 Tezi ile yalnızca bağışlama belgeleri konusunda entellektüel bir tartışma başlatmayı istiyordu. Sonuç başka türlü çıktı. Luther'in Reformasyonun birincil önderlerinden yalnızca biri idi ve Reformasyonu onun eylemi ile başlatan görüş realiteye ancak bir ölçüde uygundur.

      Almanya'da daha şimdiden Protestan bir kitle temeli ve çok sayıda Protestan Prens vardı. Ve Roma Katolik Kilisesine karşı bireysel ve kollektif eylemlerin başlaması Luther'in 95 Tezinin yazılmasının yüzyıllarca öncesine gider. Reformasyon önderlerinin birincil ilkelerinden biri Roma Katolik Kilisesinin ve rahiplerin insanlar üzerindeki yetkesini ortadan kaldırmaktı.

      Katolik Kilise Tanrı ile insan arasında aracılık yapıyor, insanın inanç özgürlüğünü tanımıyordu. Özellikle İncil'den yoksun bırakılan insanlar neye inanacaklarını vb. Arianizm İsa'nın Tanrının Oğlu olduğu tezini kabul etmiyor, onun sıradan bir insan olduğu görüşünü savunuyordu.

      Üçlülük kavramı İncil'in içeriğine uygun olarak dinsel inancı tinsele yöneltti, tüm aracılıkları kaldırdı İsa yalnızca Tanrının Oğludur, tarihsel bir peygamber değil ve inancı tüm dışsallıklardan rahipler, papalık, tütsüler, cübbeler, yontular, ikonlar, imgeler, azizler, kemikler, manastırlar vb. Roma Katolik Kilisesi başından boşinançlar ile yüklü olarak doğdu. Yeni inanç "evrensellik" Yun. Dinsel bilincin bu geri aşamasında, yeni inanç dünyasına halklar ile birlikte onların boşinançları da kabul edildi.

      Sonlu nesnelere kutsallık yüklendi ve imgelere, putlara, ikonlara tapınmayı sürdüren bilgisiz kitleler için daha sonra tüm inanç büyük bir putlar kalabalığının ortasında ve Mass Ayini ve rahiplerin yorumları çevresinde örgütlendi.

      VİDEOLAR/CKM/ETİK VE KÜRESELLEŞME

      Reformasyon Dinsel Yazıları yalnızca bireyin duyuncu ve yargısı ile karşı karşıya bıraktığı ve tüm aracılığı ortadan kaldırdığı için, edimsel olarak duyunç özgürlüğü için gereken biricik koşulu sağladı. Protestanlardan bir bölümü inancı dışsallıklardan arındırma sürecini en sonunda Deizme dek vardırdılar. Despot ile diyalog olanaksızdır, çünkü diyalog ussallığı gerektirir ve despot usdışıdır. Despot moral olarak aptaldır çünkü özgürlük gibi insanın en özsel kavramından yoksundur.

      Bu düzeye dek despot en büyük ahlaksızdır ve kendisi gibi duyunç oluşumundan yoksun ahlaksız kitleler ve yığınlar tarafından desteklenir. Samurai ancak moral yeteneği olmayan bir kültürde varolabilirdi. Japon Meijii devrimi bu şiddet ve yok edicilik tinini ortadan kaldırmadı ve yalnızca onun barbar görünüşünü modernleştirdi ve onu daha da güçlü kılacak Batı teknolojisini hizmetine sundu. Asya dünyanın en eski tarihsel bölgesidir.

      Ama orada Tarih başlar başlamaz sonlanmıştır. Tarihin kapısına kilit vurmak despotizmin tutucu doğasının olağan sonucudur. Ve despotizmin kendisi özgürlük bilincinin henüz kazanılamamış olmasının bir sonucudur. Despotizmin Tarihi durdurmasının gizi İstenci tanımamasında yatar. Asya bütün bir tarihi boyunca İstencin evrenselliğine, özgürlük ve eşitliğe yabancı kaldı. Bu nedenle dürtüsel davranışlar dışında bütünüyle eylemsizdir. Ve eylemsizliği onu suçsuz gösterir. İstençsizlik değişmenin ve yenileşmenin de nedenidir, çünkü gelişimin biricik koşulu istencin bastırılmamasıdır.

      Öte yandan İstenç ve Özgürlük despotik bilinç için büyük bir risk anlamına gelir, çünkü istenç ilk dolaysızlığı içinde, doğallığı içinde, düşüncesizliği içinde kötülüğe bütünüyle açıktır. Ama bu nedenle istenci bastırmak gereksiz, çünkü olanaksızdır. İnsanın gelişimi için bu Özgürlük riskini göze almak kaçınılmazdır. Eski Ahit yazarları Hititlerde ve başka Mezopotamya kültürleri durumunda eşit iki yan arasındaki alış-veriş ilişkisini anlatan "sözleşme" kavramını da aldılar ve onu Tanrı ve Adem, Nuh ve daha sonra bütününde İsrail oğulları arasındaki ilişkilere uyguladılar.

      Yahudiler durumunda sözleşme ilişkisi eşit konumda olan ve bir üst yetkeyi tanıyan iki yan arasında yapılmaz, ama eşitsiz ast ve üst konumlarında olan iki yan arasında bir tür feodal ilişki gibidir. İki yanın ant içmelerini kapsayan ilk sözleşmede Tanrı Abraham'ın soyunu Tanrının "seçilmiş halkı" olarak kollama sözünü verir ve karşılık olarak halk Tanrıya bağlılık gösterecektir.

      Sözleşmenin çiğnenmesi durumunda halk cezalandırılacaktır. Eğer Tanrı kendi sözünü tutmaz ve yükümlülüğünü yerine getirmez ise, "ilençlenecektir. David ile sözleşmede David ve soyunun İsrail oğulların kralları olacağı bir karara bağlanır. Musa ile sözleşmede Tanrı İsrail halkının seçilmiş halk olarak tutulması sözüne karşılık olarak Musa'ya On Buyruğunu bildirir. Her tabletin beş buyruk kapsıyor olduğu kabul edilir. Ama sözleşmenin iki eşleminin olması gerektiği için ki Mısır ve başka ülkelerde uygulamanın biçimi böyle idi , kimi yorumculara göre her bir tabletin on buyruk kapsaması gerekir.

      Tüm bu "olaylar" gerçekte olaylar değil, ama aşağı yukarı hiçbir entellektüel desteği olmayan korkmuş bir imgelemin yaratılarıdır. Tanrıbilimcilik bunları ağırbaşlılıkla "tarihsel" olgular olarak alır, moral yorumlamadan bütünüyle kaçınır, ve onlara insanlık için saltık önemi ve anlamı olan "gerçeklikler" olarak yaklaşır. Kendileri Mısır ve Mezopotamya kültürleri üzerine temellenen Klasik Helen ve Roma kültürlerinin büyütmeye başladığı Dünya Tinini moral, etik ve estetik olarak barbarlaştırmada, aptallaştırmada ve çirkinleştirmede hiçbir kültür Eski Ahit kültüründen daha başarılı olmadı.

      Bunun yolu yok etmekten geçer. Ama aynı tema Yeni Ahit'de de sürer:. With justice he judges and makes war. His eyes are like blazing fire, and on his head are many crowns. He has a name written on him that no one but he himself knows. He is dressed in a robe dipped in blood, and his name is the Word of God.

      The armies of heaven were following him, riding on white horses and dressed in fine linen, white and clean. Out of his mouth comes a sharp sword with which to strike down the nations. On his robe and on his thigh he has this name written: The Flood Genesis 2. The cities of the plain, including Sodom and Gomorrah Genesis 3. The Egyptian firstborn sons during the Passover Exodus 4. The Canaanites under Moses and Joshua Numbers The Amalekites annihilated by Saul 1 Samuel The first three examples are similar in that there was no human agent involved — in each case it was God, or an angel of God, who carried out the mass killings directly.

      For this reason, this case will be the focus of this study. Eski Ahit yazarlarının moral karakterden yoksunlukları köleliklerinin ve korkularının olağan sonucudur ve kölelerin özgürlüğü ilkin bir dürtü patlaması olarak nefret tarafından güdülür. Şiddet yalnızca bir barbarlık belirtisi iken, "Kutsal Yazılar"da terör doğrudan doğruya yüceltilir. Bunlara "Tanrı Sözü" olarak bakmak için moral gelişimden bütünüyle yoksun olmak zorunludur. İnsanın Tanrı ile tözsel birliği homo ousias ya da eş tözlülük insanın eksiksiz özgürlüğünü imler, çünkü Tanrı ile bir olan insanın üzerinde kendisinden başka hiçbir güç yoktur ve egemen saltık olarak kendisidir.

      Sorgulamayacağı ve yargılamayacağı hiçbirşey yoktur, çünkü biricik yargıç kendisidir. Ve başkası da saltık olarak aynı özgürlük tinini paylaştığı için, onunla özdeş olan başkasına karşı haksızlığı gerçekte bütünüyle kendine karşı haksızlığıdır. Bu gerçek özgürlük aynı zamanda gerçek eşitliktir ve toplumsal ve politik alanda insanlar arasında ilişki yalnızca eşitlerin ilişkisidir, hiç kimse başka hiç kimse üzerinde güçlü değildir, hiç kimsenin başka hiç kimseden daha çok hakkı yoktur, hiç kimse başka hiç kimsenin egemeni, efendisi ya da yöneticisi değildir.

      Böyle bir özgürlük tininde insanlığın politik barbarlık dönemi sona ermiştir. Ekonomi ve politika olarak bütün bir etik yapı, ve felsefe, güzel sanatlar ve bilimler olarak bütün bir tinsel gizillik özgürce gelişim sürecine girer. Din kavramına uygun dinsel bilincin inancı gerçekliğe inançtır ve ancak insan özgürlüğünü ve eşitliğini tanıyan bu bilinç politik olarak demokrasi kavramına bütünüyle uygun demokrasinin zeminidir.

      Realitede demokrasi tininin gelişimi zamansal ve aşamalıdır. Ve özgürlük bilincinin tersinmez olması ölçüsünde süreç yalnızca gelişime açıktır. Evrensel İnsan Hakları kavramı kültürün bugünkü gelişim düzeyinde aklanışını bir En Yüksek Varlığın, bir Tanrının onayında aramayı sürdürmektedir.

      Ve evrensel insan haklarının en acımasız çiğnenişi ile birlikte giden bu duyunç uyanışı henüz yarı yoldadır. Kullardan oluşmayan ve hiçbir dışsal güce boyun eğme durumunda olmayan böyle özgür kültürlerde özsel sorun duyunçların ne düzeyde gerçekten özgür olmayı başarabildiğidir. İnsana moral normları dışsal olarak verildiği zaman bu normlar da herhangi bir insanın, bireyin kendisinden başka birinin duyuncunun yargılarıdır. Dışsal ahlak insanın insana boyun eğmesinden başka birşey değildir.

      Duyunç kavramının özgürlük ile bir olması ölçüsünde, boyun eğen insan da tıpkı efendisi gibi duyunçsuzdur, ve tarihsel olarak bu usdışı ayrımı ortadan kaldıracak olan duyuncu kazanmak zorundadır. Duyunç büyür ya da gelişimi aşamalıdır. Bu nedenle duyunç gelişiminden bütünüyle yoksun insanın özgürlüğü kendini ilkin seçme özgürlüğü olarak, dilediğini yapabilme özgürlüğü olarak, keyfi özgürlük ya da özenç olarak gösterir.

      Bu nedenle Rusya gibi, Çin gibi kültürlerde bölümsel olarak da olsa ilk kez özgürlüklerini kazanan eski köleler ilkin hak kavramının kendisini çiğnerler ve ilk eylemleri yolsuzluklardan, hırsızlıklardan ve benzerlerinden oluşur. Politika tiranlık biçimini kaldığı yerden sürdürür ve nüfus bu ham özgürlüğün kendisinden dehşete düşerek despotizmden vazgeçmeye hazır ve istekli değildir. Hiçbir dışsal etmenin, hiçbir başkasının dokunamayacağı duyunç, hiçbir gücün bastıramayacağı duyunç özgürlüğü insanın evrensel yargı özgürlüğü olarak içinde yaşadığı bütün bir politik yapının haklı, ahlaklı ve törel niteliğinin de yargıcıdır.

      Özgürlük hakkın en önemsiz bir çiğnenişine ve kısıtlanışına, etik yaşamın en küçük bir geriliğine izin veremez. Tarih homo sapiensin gizil özgürlüğünü edimselleştirme, ham insanlığın tüzel, ahlaksal ve törel büyüme sürecidir. Doğal bilinç için Tanrı kavramı hak, ahlak ve törellik alanlarının tümü için aklama zeminidir. Neyin hak olduğunu, neyin doğru olduğunu ve neyin iyi olduğunu Tanrı bilir, ve bu konularda doğal bilinç yalnızca Tanrının buyruğuna boyun eğmeyi ister. Tarihin kitleleri us tarafından değil, Tanrı olarak us tarafından inandırılır. Tüzel, ahlaksal, törel doğrunun gerçekten de doğru olduğunu ona ancak Tanrı bildirebilir.

      Bu bilinç duyunç özgürlüğünü kazanıncaya dek, ona böyle yüksek sorunlarda ancak kendisine boyun eğeceği bir duyunç yardım edebilir. Bu dışsal duyunç ancak kendisinin Tanrı ile bir olduğunu kabul ettiği zaman onun kendi duyuncu olur. O zaman özgürdür ve duyuncu üzerinde hiçbir üstün güç yoktur, tüm sorumluluğunu kendisi üstlenmek zorundadır. Din kültür dizgesinin bir bileşeni olarak dizgenin karakteri tarafından belirlenir ve aynı zamanda onu belirler. Din kavramına uygun düşmeyen dinler kültürün gelişimini engelleyici olurlar, çünkü değiştirilemez ve çiğnenemez moral buyruklarından ötürü dizgenin geri kalan bileşenlerinin değişim ve gelişimini engellerler.

      Laiklik yalnızca pozitif dinlerin bu durdurucu etkisini önlemek için bir önlemdir. Ve modern dönemin duyunç özgürlüğünün bilinci ile birlikte gitmesi laikliğin yalnızca ön-moderni ilgilendiren bir önlem olduğunu gösterir. Tarihsel gelişim istenç özgürlüğüne bağlıdır. Ve tek-tanrılı dinler halkların duyunçları üzerinde belirleyicidir. Etik alanda neyin doğru olduğuna ahlak alanı karar verir; ya da İstencin eyleminin ereği duyunç tarafından aklanır. Üçlülük Din Kavramı yalnızca üç bileşenin bulunmasına ve yanyana durmasına bağlı değildir.

      Böyle üçlülükler giderek hayvanlara tanrısallık yükleyen Hinduizmde bile bulunur Brahma, Vishnu, ve Shiva. Ama bu ve daha başka üçlülüklerin herhangi bir mantığı yoktur ve yalnızca sayısaldırlar. Logos, Doğaya geçiş ve ikisinin birliği olarak Tin kavramlarının tasarımsal anlatımı olan din kavramı dinsel bilinçte tasarımsal olarak yeniden kurulur. Üçlülük kavramı sayısal değildir.

      Us, Doğa ve Tin dinsel bilinçte Tanrı, Oğul ve Kutsal Tin olarak tasarımlanır ve bilgi nesnesi değil, inanç nesnesi yapılır. Tanrının saltık Bir ve yalnızca Bir olduğunu kabul eden Yahudi inancı insanı Tanrıdan buyruklar almak zorunda olan bir köleye indirir. Bu soyut monoteizm Birin dışındaki herşeyi ikincil ya da değersiz kılar. Buna karşı, Üçlülük kavramı Tanrı kavramının kendisinden zorunlu olarak doğar. Bu ayrım ya da karşıtlık ya da sonluluk kıpısında ilk bakışta Tanrı kendi kavramını yitirir. Ama Tanrı yarattığı herşeyi kendisinden yaratır ve yarattığı herşey kendisidir: Tanrı Doğayı ya da Oğulu yaratır ve kendinde yaratısı ile Birdir.

      Ama karşıtlıkta kalınması usdışıdır, çünkü bu sonluluk kıpısı bir yandan Tanrı kavramının kendisini çürütürken, öte yandan bu karşıtlıkta Tanrının Yaratısı ile Birliği kavramı doğmak zorundadır. Bu iki kıpı da Tanrı kavramını anlatmaz. Tin ikisini de kapsar, karşıtların birliğidir, ve aynı zamanda dinsel bilinç için de gerçek Tanrı kavramıdır. Bu bilinç için Tanrı Tindir.

      Tinin tam açınımını kazanma süreci Tarihtir ve bir süreç olarak Dünya Tarihi İstencin ereksel eylemidir. Din kavramının insanın özsel doğasının terimlerinde anlaşıldığı düzeye dek, din kavramının dinsel bilinçte açınımı ve tarihin gelişim zorunlu olarak etkileşim içindedir. Din ancak kavramına uygun düşmeyen pozitif şekillenmelerinde tarihsel gelişim için engelleyici olur.

      Yahudilikte ve İslamda duyunç özgürlüğü tanınmaz, bireysel istenç tanrısal yazgının gücü önünde boyun eğer ve değişim, ilerleme, gelişim yasaklanır. Eylemsiz kültür yalnızca kendini yineler ve yenilik ve yenileşme reddedilir. Dünya Tarihi istencin ereksel açınım sürecidir. İstenç kendine hak, ahlak ve etik alanlarında belirlenim verdiği için, ve bu aynı üç alan aynı zamanda din kavramını ilgilendirdiği için, İstenç ve Din arasındaki ilişki Dünya Tarihinin süreci açısından belirleyici önemdedir.

      Din insanlık ile ilişkisinde salt moral bir etmen değildir. Din bütün gerçekliğe inançtır, onun bilgisi değil. Ama gerçek inanç ussal bilgiye dayanan inançtır. Helenik din Güzellik Dini olarak insanın moral yaşamı ile ilgilenecek bir dinadamları sınıfını gerektirmedi. Helenik ahlak ve etik bir bireysel özgürlük sorunu ve Helenik ekonomik ve politik yaşam ya da Helenik Toplum ve Devlet laik idi. Orada toplumsal ve politik yaşam üzerinde dinsel bir yetke ve güç yoktu.

      Bireysel duyunç herhangi bir dışsal gücün denetimi altında değildi ve ilk kez Helenik tinde duyunç kendini keşfetti Sokrates. Hıristiyanlığın doğum yeri olan Roma İmparatorluğu Hıristiyanlık ile bağdaşmayan bir etik yapı idi. Doğu İmparatorluğu kendini yeni dine uyarlarken, Batı İmparatorluğu Hıristiyanlığın ve Barbar göçlerinin birleşik etkisi altında çözüldü ve ortadan kalktı. Hıristiyanlık daha başından kitlelerin putperest boşinançlarını da soğurarak din kavramına uymayan putperest bir inanç biçimi olarak şekillendi. Anaxagoras Nousu evrenin özü olarak ileri sürdüğü zaman yalnızca küçük bir ayrım ile Logos terimi yerine Nous terimini kullanarak evrenin özsel doğası ve insanın özsel doğası arasındaki Birliğe anlatım vermiş oldu.

      Evrenin özü olan Nous aynı zamanda insanın da özü, onun da Nousudur. Nous ya da Logos dinsel bilinç için Tanrıdır. Yunanlılar insan özgürlüğünü ve özgür istenci tanıyorlardı. Bilmedikleri ya da henüz çıkarsamadıkları şey özgürlüğün evrenselliği idi. Özgürlüğün evrenselliğini yadsımak homo sapiensin kimi ırklarını insan-altı görmeyi getirir. Kavramlar ile değil, tasarımlar ile düşünen ve gerçekliği bilmek yerine ona inanan dinsel bilincin imgesel düzleminde İnsanın Tanrının Oğlu ve Tanrı ile Bir olması onun özgürlüğünün tanınması demektir.

      Ve ancak özgür insanlar eşitler olabilirler. Ve ancak özgür ve eşit insanlar birbirlerinde kendilerini bulabilir, kardeşler olabilirler.

      casus belli battle of annihilation

      Ve ancak insan doğasının bu en özsel kavramlarının düzleminde Kilise ya da Kutsal Tin tüm insanlığı kucaklayan bir anlatım olur. Üçlülük kavramına özünlü özgürlük, eşitlik ve kardeşlik kavramları aynı zamanda modern devrimin kavramlarıdır. Gerçek din kavramı duyunç, istenç, özgürlük açısından insan için tüm dışsal sınırlamanın ortadan kaldırılmasını imler. Özgürlük öz-belirlenim, kendini kendi özüne göre belirlemedir. Üçlülük din kavramı politik eylemin erekleri olan evrensel insan haklarının, duyunç özgürlüğünün ve yasa egemenliğinin inanç düzleminde aklanmasını sağlar.

      Bir kültür duyunç özgürlüğü ve ahlaksal karakter kazanmaksızın, bireyler en içsel özlerinde gerçekten kendileri olmaksızın gelişme sürecine giremez. Kültür gelişmelidir çünkü kültür her zaman ve her bileşeninde ideale karşılık düşmeyen geçici bir tinsel yapıdır. Kültür estetik duyarlığında, moral duygusunda ve düşünme gücünde gelişmelidir. Tin gelişmek için hiçbir dışsallığa gereksinmez, çünkü tüm bileşenlerinde bir potansiyel, edimselleşmeye doğru bir gizilliktir ve özsel olarak özgürdür.

      Tinin gelişmek için gereksindi şey yalnızca ve yalnızca engellenmemek, kendi kendisini engellememektir. Kültür gerçek değil ama yanlıştır çünkü ideal değildir. Bu düzeye dek tarihsel kültürler tinin gerçek varoluşları değil, geçici, yitici ve sonlu biçimleridir. Gerçek olmak var olmaktır. Ama kültür varlık taşımaz, çünkü geçmişte yok idi ve gelecekte yine yok olacaktır.

      Kültür varlığı olduğu gibi yokluğu da kapsar, bir oluş sürecidir ve sürekli olarak ortadan kalkarak daha yüksek biçimlerde yeniden ortaya çıkar. Tarih tinin ereksel oluş ya da gelişim sürecidir. Modern dönem özgürlük dönemidir ve Reformasyon kurumsal dinin Avrupa'nın milyonları üzerindeki pençesini gevşetmeye başlayan eylemdir. Din kitle ahlakını belirlemede herşeyden etkili olan etmendir.

      Reformasyon Roma Katolik Kilisesinin insan duyunçları üzerindeki tekelini kıran eylemdir. Reformasyonun özsel belirlenimi dinin dışsal olarak duyuncu belirlemesine son vermesinde yatar, çünkü insanı Kurumsal Kilisenin kılavuzluğundan, dinadamlığından ve en içsel kölelikten kurtarır, insanı kendi duyuncu ile baş başa bırakır, varoluşun tüm sorumluluğunu özgür bireye yükler.

      Avrupa'da Reformasyon din kavramına uygun düşmeyen Roma Katolik Kilisesini ortadan kaldırma ve Hıristiyanlığın özüne geri dönme programına dönüştü. Bu Kurumun düzelmesi ortadan kalkması demektir, çünkü bütün bir Katoliklik inancında duyusalın, sonlunun, materyalin ötesine geçmez.

      Recent tags:

      • Android casus telefon dinleme apk indir
      • whatsapp sohbet yedegini bulma
      • baska numaranin mesajlarini gorme

    mSpy nedir?

    mSpy, kendini nihai kullanıcıların güvenlik, emniyet ve pratiklik ihtiyaçlarını karşılamaya adamış takip çözümlerindeki küresel liderlerden biridir.

    mSpy - Bilmek. Engel olmak. Korumak.

    Nasıl çalışıyor?

    Mobil takip yazılımının bütün gücünü kullanın

    Messenger uygulamalarını takip edin

    Takip edilen cihaz üzerindeki sohbet ve mesajlaşma hizmetlerine sınırsız erişime sahip olun

    Bizimle 7/24 iletişime geçin

    Özel destek ekibimize e-posta, sohbet ya da telefon üzerinden ulaşabilirsiniz.

    Verilerinizi saklayın

    Verilerinizi güvenle saklayın, yedekleyin ve başka cihazlara aktarın.

    Birden fazla cihazı takip edin

    Akıllı cep telefonlarını (Android, iOS) ve bilgisayarları (Mac, Windows) eş zamanlı olarak takibe alabilirsiniz.

    mSpy ile takip edin

    24/7

    7/24 küresel müşteri hizmetleri

    mSpy her müşterinin değerini biliyor ve 7/24 müşteri hizmetlerine büyük bir önem veriyor.

    95%

    Müşteri memnuniyeti %95

    Müşteri memnuniyeti mSpy’ın en önemli önceliğidir. mSpy müşterilerinin yüzde 95’i aldıkları hizmetten memnun olduklarını ve hizmetlerimizden yeniden faydalanacaklarını söylüyor.

    mSpy müşterileri memnun ediyor

    • mSpy’i bir kez denedikten sonra, bu uygulama bir ebeveyn olarak hayatımın paha biçilmez parçalarından biri haline geldi. Çocuklarımın neler yaptığı konusunda beni haberdar ediyor – bu sayede onların iyi olduklarından emin oluyorum. Aynı zamanda, ayarlarını değiştirerek hangi kontak kişilerinin, sitelerin ya da uygulamaların engelleneceğine karar vermek de beni memnun ediyor.

    • mSpy çocuğumun internet aktivitelerini tamamen denetimim altında tutmama yardımcı olan iyi bir aplikasyon. Eğer karşılaşırsam, bütün şüpheli kontak kişilerini silebilirim. Modern ebeveynler için iyi bir seçim.

    • Her ebeveyn için çocuklarının güven olmasını sağlamak temel bir önem taşır. Ve mSpy kızımın yanında olamadığım zamanlarda ona göz kulak olmama yardımcı oluyor. Şiddetle tavsiye ediyorum!

    • Oğlum 7/24 telefonuyla meşgul ve bazen onun kötü bir şeyler yapmadığından emin olmak için kontrol ediyorum. mSpy oğlumun düzenli olarak kullandığı her şey için bana güncellemeler sunuyor.

    • Yanlarında olmadığımda, çocuklarıma göz kulak olmak için iyi bir uygulama arıyordum. Ve bir arkadaşım mSpy’ı tavsiye etti. Ona bayılıyorum! İnternetin fırtınalı denizin çocuklarımı güvende tutmamı sağlıyor.

    Endorsements

    Uygulama genel olarak yasal takip kullanımı için tasarlandı ve yazılımı kurmak için elbette ki meşru nedenler bulunuyor. Mesela şirketler, çalışanlarını şirket telefonlarını güvenlik amacıyla takip ettiği konusunda bilgilendirebilir.

    Next Web